Bir dünya düşle hırpalandığı zaman sevgin; yalansız, gül diyarı ve çocuk masumluğunda bir dünya. Katline idamlar yağarken ve aranırken köşe bucak, silen sesleriyle bölünen uykunda bir dünya düşle. Düşle, çocuklar koşuyor annelerine ellerinde çiçekler. Açılıyor ovalar dalga, dalga. Bir kırmızı düşle; ama kan değil adı. Bir beyazlık düşür yarınına kefen değil ama mirasın. Sokaklarda yalnız şen çocuk kahkahaları; kavgasız, yalansız bir dünya düşle. Kuşlara yarenlik ettiğin vakitleri, coşkuyla haykırdığın günde sebepler düşle. Bir dünya düşle, silahsız ve kimsenin vatanına hasret ölmediği. Anne, baba, kardeş seslerinin rüzgara emanet edilmediği bir dünya düşle. Bir dünya düşle yıldızlarını kaybetmediğin ay ışığını dinlerken ıssız gecelerde. Bir dünya düşle it, çakal seslerindeki vahşetin dindiği. Şafakların en kırmızısını ayır sevdana ve katılaştığında öfken munzur’a çıkmayı düşle ve soğuk seher yelleri getirir seni oralardan. Dorukların düze indiği bir dünya düşle, kapansın ayaklarına asil saydığın, kutsadığın sıcacık hayallerin. Bir dünya düşle, bir gemi yapmışsın umutlarından; ummam, atlas, Pasifik, Hint okyanusları olmuş hayat denen kavga. Diz çökmüşsün kavgana, bir elinde sapan, çomak. Bir dünya düşle, haklı davanda yediğin bir tekme sürekli kemirir içini Siktir edilmenin acı infazı çoğaltsın öfkeni. Bir dünya düşle, yürüyüşlerin haklı sonunu koynunda saklayan. Yarınlar düşle, silahtan korkan çocukları düşle. Bir dünya düşle, korkmanın iğreti olmadığı ve apansız sevdaya tutulduğunda, hayasız bağrışlarının kurşun gibi bakışlara nişangah sayılmadığı bir dünya düşle. Bir dünya düşle, savaşsız, öyle buğday kokulu memleketlerin hayallerden kuru bir dal gibi koparıldığı, toprağa ekildiği bir dünya. Ne yıldızdır bu, ne güneş, ne ay, ve geceler solur hasta bir hayvan gibi tüm zehirleri ve sabah çıkıp gelir umudun, hayalin ortasından. Sabahı, yüzümüzü yıkar gibi yıkadığımız vakitleri düşle. Bir dünya düşle ve barışsın insan kendiyle. Gülücükler savursun sapsarı başaklar gibi çocuklar ve sen ortasından yürü hep, şafağı şafağa dek izlediğin vakitleri düşle. Sakın avutma kendini, koyulmuş yollara birileri, sen düşlemekle başla...
|